Varlık barışı düzenlemeleri, belirli varlıkların ekonomiye kazandırılmasını teşvik ederken kanuni şartların yerine getirilmesi karşılığında özel vergi incelemesi ve tarhiyat koruması sağlamaktadır. Tartışma, geçmişte beyan edilmeyen bir değer artış kazancından elde edilen paranın bu korumaya girip girmeyeceğidir. 4 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan 7582 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19. madde Ayşe Teyze'ye böyle bir imkan sunmaktadır.
Ayşe Teyze’nin 2024 yılında bir taşınmazı elden çıkararak, ilgili istisna ve maliyet hesapları sonrasında 2.000.000 TL tutarında vergiye tabi değer artış kazancı elde ettiğini; ancak bu kazancı beyan etmediğini varsayalım. Ayşe Teyze’nin bu kazançtan oluşan parası hâlen mevcut olup, 2026 yılında yürürlüğe giren varlık barışı kapsamında süresinde banka veya aracı kuruma bildirildiğini, yatırıldığını ve vergi dahil bütün şartların yerine getirildiğini kabul edelim. Sorun, geçmiş dönem gelir vergisi tarhiyatının mümkün olup olmadığıdır.
GVK mükerrer 80 ve 81. maddeler, şartları gerçekleşen taşınmaz satış kazançlarının değer artış kazancı olarak vergilendirilmesine ilişkin genel hükümleri içerir. Buna karşılık KVK geçici 19/5, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin de kapsamdaki yurt içi varlıklarını bildirebilmelerine imkân verir. Geçici 19/8, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat yasağı getirir. Başka nedenlerle başlayan incelemelerde bulunan matrah farkı, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıkmışsa ve bildirim tutarı matrah farkına eşit veya daha fazlaysa, bu matrah farkı için tarhiyat yapılmamasını öngörür. Matrah farkı bildirim tutarını aşıyorsa aşan kısım, bildirilen varlıklarla ilgisizse ilgili farkın tamamı bakımından tarhiyat gündeme gelir.
Kanaatimizce varlık barışına bildirilen paranın kaynağında geçmişte beyan edilmemiş değer artış kazancı bulunması, tek başına korumayı ortadan kaldırmaz. Aksi hâlde düzenlemenin kayıt ve beyan dışı varlıkları ekonomiye kazandırma amacı önemli ölçüde zayıflar. Bununla birlikte amaçsal yorum, kanundaki bağlantı ve şekil şartlarını bertaraf edemez. Karşı görüş, taşınmaz satışından doğan vergiyi doğuran olayın, sonradan bildirilen para varlığından ayrı olduğunu ileri sürebilir. Bu nedenle savunma yalnızca ekonomik amaca değil, geçici 19/8’deki matrah farkı–bildirilen varlık bağlantısına ve belgelerle tevsike dayanmalıdır.
İnceleme, tapu kayıtlarından hareketle başlamışsa mükellef; satış bedelinin tahsilini, paranın hareketlerini, bildirim formunu, banka veya aracı kurum dekontlarını ve varlık barışı vergisinin ödendiğini ortaya koymalıdır. Kanunun aradığı bağlantı tespit edilirse ve bildirilen tutar bulunan matrah farkını karşılıyorsa geçici 19/8 kapsamında tarhiyat yapılmaması gerekir. Örneğin 2.000.000 TL matrah farkının aynı tutardaki bildirilen varlıktan kaynaklandığı belirlenirse koruma iddiası güçlüdür. Ancak satış bedeli, net kazanç ve bildirilen varlık aynı kavramlar değildir; hesaplama ve iz sürme ayrıca yapılmalıdır.
Geçici 19/9 uyarınca varlığın öngörülen sürede Türkiye’ye getirilmemesi veya ilgili hesaba yatırılmaması, verginin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve diğer şartların ihlali korumayı kaldırabilir. Ayrıca vergi incelemesine başlanmasından veya takdir komisyonuna sevkten sonra yapılan bildirim, o inceleme sonucundaki tarhiyat bakımından koruma sağlamaz.
Sonuç olarak 7582 sayılı Kanun ile getirilen KVK geçici 19. madde bakımından, beyan edilmemiş değer artış kazancından oluşan paranın varlık barışına bildirilmesi prensip olarak mümkündür. Kanuni şartlar yerine getirilmiş, bulunan matrah farkının bildirilen varlıklardan kaynaklandığı tespit edilmiş ve bildirilen tutar bu farkı karşılamışsa, özel tarhiyat korumasının Ayşe Teyze'ye uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. Buna karşılık varlık barışı, her türlü geçmiş dönem vergi borcunu koşulsuz olarak silen genel bir af değildir. Somut olayda incelemenin başlangıcı, varlık hareketleri ve bildirim belgeleri belirleyicidir.